İçeriğe geç

Çift cinsiyetli erkek nedir ?

Çift Cinsiyetli Erkek Nedir? – Bir Yolu Ararken

Bir zamanlar, sabahları Kayseri’nin yavaşça uyanan sokaklarında, arkamda duvarlardan yankılanan yedinci sınıf çocukların neşeli sesleriyle yürüdüğümde, dünyayı hiç bu kadar anlaşılmaz hissetmemiştim. Her şey sessizdi, sanki her adımım bir yankı, her hareketim bir kayboluştu. Kendimi tanımak, kim olduğumu bilmek istiyordum ama, ne yazık ki kim olduğum konusunda çok az şey biliyordum. Bir sabah, bir arkadaşım bana “çift cinsiyetli erkek” tanımını açıkladığında, bir şeyler yerli yerine oturdu gibi hissettim. Ancak, bir yandan da kaybolmuş gibi hissettim. Ne yazık ki, “çift cinsiyetli” olmak, başka birine nasıl anlatılabileceğiyle ilgili bir bilmeceden fazlası değildi.

Kendi Yansımasını Buldum

Henüz on yaşımdayken, abimin giydiği spor ayakkabıları giymek istediğimi hatırlıyorum. O zamanlar, çocukların cinsiyetlerinden çok, nasıl hissettikleriyle ilgili ne kadar yanlış bir algım olduğunu fark etmemiştim. Bir gün, annem bana “Erkekler böyle giyinemez” dediğinde, ağlamıştım. Çünkü ben, abimin ayakkabılarının içine her adımımı atarken kendimi özgür hissediyordum. İşte o an, kim olduğumu anlamaya başladım. Ama kimse, bu yoldan nasıl ilerleyeceğimi bilmiyordu.

Kayseri’de, çocukluk yıllarımda cinsiyet normları katıydı. “Bunu yapma, bunu giymemelisin” gibi telkinlerle büyüdüm. Ama derinlerde bir yerlerde, her zaman bir şey eksikti. O eksikliği hissettiğimde ise içimdeki kaybolmuşluk duygusu büyüyordu. Kendimi, çevremdeki insanlardan farklı hissediyordum; hem erkek, hem de kadın gibi bir şeydim. Ama buna nasıl bir isim vereceğimi bilmiyordum.

Bir gün, üniversiteye başladım ve şehir değiştirerek Ankara’ya taşındım. İşte o zaman bir arkadaşım bana “Çift cinsiyetli erkek nedir?” diye sorduğunda, ne diyeceğimi bilemedim. O an, tam olarak kim olduğumu anlayıp anlayamayacağım konusunda bir şüphe oluştu. Çünkü o soruyu sormadan önce bile, bu terimi duymamıştım.

İlk Kez Anladım

Ankara’daki ilk birkaç ayımı hatırlıyorum. Kayseri’deki gibi değil, insanlar burada daha özgürdü. Kendimi tanımak, kendime dair keşifler yapmak burada çok daha kolay oldu. Bir akşam, kafede arkadaşlarımla sohbet ederken, o dostum bu terimi bana açıklamaya başladı. Çift cinsiyetli erkeklerin, toplumsal olarak iki cinsiyeti de deneyimleyebilen ve bunlarla ilgili kendini tanımlama biçimlerinin çok farklı olabileceğini söyledi. Ama söyledikleri şeyin içimdeki boşluğu ne kadar doldurduğunu anlatamam.

Gerçekten de, hem kadınlık hem de erkeklik özelliklerini taşıyan bir varlık olmak bana ilginç bir özgürlük hissi verdi. Kimi zaman bir erkeğe benzer şekilde giyinip, bazen de kadınsal taraflarımı ortaya koyarak kendimi ifade ediyordum. Bu, benim için sadece dışa yansıyan bir şey değildi, bir kimlikti. Kendimi içsel olarak, tek bir cinsiyete indirgemek istemediğimi fark ettim. Bir erkeğin hem kadınsı duygularını, hem erkek olmanın getirdiği güçleri aynı potada eritmesi, hayatımda başka bir bakış açısı kazandırdı.

Toplumun İki Yüzlü Yargısı

Kayseri’deki gençlik yıllarımda, dış dünyaya ne kadar alışmaya çalıştıysam da, hala toplumun katı cinsiyet normlarının içerisinde boğuluyordum. Çift cinsiyetli olmak, birçok insan için anlaşılabilir bir şey değildi. “Çift cinsiyetli erkek” demek, ne yazık ki, kimseye kolayca açıklanabilir bir kimlik değildi. Bir yanda, erkekliğimi kabullenmek isterken, diğer taraftan da kadınsı yönlerimi saklamak zorunda kaldım. Bunu bir çeşit gizlilik olarak değil, daha çok içsel bir savaş gibi hissettim. Çünkü toplumun baskısı, her zaman kucaklayıcı olmamı engelliyordu.

Bir akşam, arkadaşlarım toplandıklarında, bu konu üzerinden bir sohbet açıldı. Bazı arkadaşlarım, çift cinsiyetli olmanın çok karışık bir şey olduğunu söylediler. “Eğer bir erkeksen, erkeksindir, yoksa kadınsın” diyenleri duyduğumda, içimde bir şeyler kırılıyordu. Aslında bunu bile tam anlamıyorlardı. Kendimi, yalnızca fiziksel olarak erkek gibi hissetseydim, belki bu kadar karmaşık olmayacaktı. Ama ben, duygusal olarak, bazen bir kadın gibi, bazen de bir erkek gibi hissediyordum. İkisini de içimde barındıran bir kimlikti bu. Ve bu kimlik, bana en derin anlamı veriyordu.

Bir Savaşın İçindeydim

Bir zamanlar düşündüğüm gibi, cinsiyetin sadece bedensel bir durum olmadığını anlamaya başladım. Benim için cinsiyet, duyguların, düşüncelerin ve kimliklerin bir birleşimiydi. Bazen erkek gibi hissediyor, bazen de kadınsı bir yönümü keşfederek kendimi ifade ediyordum. Çift cinsiyetli olmak, bir kimlik arayışıydı. Ama bir yanda da, bu kimliği çevremdeki insanlara anlatmak o kadar zor bir hale gelmişti ki… Çünkü onların bu duyguyu anlaması çok güçtü.

Bir gün, içimdeki huzursuzluğu dindirmek için tek başıma yürüyüşe çıkmıştım. Kayseri’nin o soğuk, rüzgarlı sokaklarında yürürken, bir yandan da insanlara karşı hissettiğim bu kırılganlıkla yüzleşmeye başladım. Çünkü ne kadar açık olsam da, bazen duygularım da, içimdeki kimlik de anlaşılmıyordu. Fakat, o an, bir şekilde kendimi, kim olduğumu, nasıl hissettiğimi daha iyi anladım. Çift cinsiyetli olmak, bana sadece bir kimlik değil, aynı zamanda bir özgürlük veriyordu.

Sonunda Ne Oldu?

Bugün, hala o sabah yürüyüşlerimde, Kayseri’nin o rüzgarlı sokaklarında, kim olduğumu bilmenin verdiği huzuru hissediyorum. Bir çift cinsiyetli erkek olmak, bana hayatı farklı bir bakış açısıyla görme fırsatı sunuyor. Toplumun ne düşündüğü beni bu kadar etkilemiyor artık. Kendimi, her yönümle kucaklayabiliyorum. O eski kaybolmuşluk duygusu yerini, içsel bir barışa bıraktı. Artık, kendimi daha fazla gizlemiyorum. Ve biliyorum ki, kim olduğumu bulduğumda, gerçekten özgürüm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!