İçeriğe geç

Tavuk ne zaman yenmez ?

Tavuk Ne Zaman Yenmez?

Başlangıç

Kayseri’de bir sabah uyandım, güneş yeni doğuyordu. Yatak odamın penceresinden sızan hafif ışık, odamın köşelerinde sessizce dans eden tozları aydınlatıyordu. O sabah, her şey normaldi. Ama bir şeyler eksikti. İçimdeki huzursuzluğu, her zaman olduğu gibi, kahvaltı masasında buldum. Anneannem o gün de, her zamanki gibi, tavuklu salata hazırlamıştı.

Bir yudum kahvemi içtikten sonra gözlerim tavuklara takıldı. O tavuklar, annemin ya da anneannemin yaptığı her şey gibi, bana çok tanıdık, çok güvenliydi. Ama birdenbire, bir gariplik hissettim. Tavuk ne zaman yenmez? diye sormadan edemedim. Ne olmuştu da, birdenbire bu yemekte bir sorun vardı? Bu yazının başlangıcı, bir sabah masasında yeşeren bir sorudan doğdu.

Kayseri’de Tavuk ve Aile Bağlantısı

Kayseri’de yemekler, sadece mideyi doyurmakla kalmaz; bir anlam taşır, bir köprü kurar. Tavuk, çoğu zaman sevginin, ailevi bağların, bir geçmişin temsilcisidir. Özellikle tavuklu yemekler… Anneannem, her hafta tavuk pişirir. Misafire, çocuğa, torunlara… Herkesin gözleri önünde, kocaman bir tabak tavuk gelir ve herkes bu tabak etrafında buluşur.

O gün, tavuk bana her zamankinden daha garip geldi. Bazen bir şeyin tadı, görünüşü veya kokusu, seni başka bir yere götürür, bir anı hatırlatır. Ama bazen de, bir şeyin tadı, onu yediğin zaman başka bir dünyada olmanı sağlar. O tavuk bana, geçmişimi hatırlattı, ama hiç istemediğim bir şekilde.

Geçmişin Gölgesi

Benim için Kayseri’de büyümek, geleneklerin, anıların ve sıkıcı aile toplantılarının arasında bir hayat inşa etmekti. Anneannem, tıpkı diğer Kayserili kadınlar gibi, her yemekte bu küçük âdetleri tekrarlardı. Ama artık o âdetler bana yük olmaya başlamıştı. Bir yandan bu yemekler beni çocukluğuma götürüyordu, ama öte yandan büyüdükçe, onlardan kaçmak istemeye başladım.

Geceleri, tavuk piştiği zaman mutfaktan yayılan kokuyu duyduğumda, içimde bir şey sızlıyordu. O kokuyla, babamın yüzündeki sert ifadeyi hatırlıyordum. O gerginlik, tavuk yemekleriyle birlikte ailemizde büyüyen bir gerilim halini almıştı. Annem, babamla hala anlaşamıyordu. Bazen, yemek masasında, hiçbir şeyin konuşulmadığı anlar olurdu. Sessizlik, tavukların piştiği zamanlarda daha da koyulaşırdı.

Tavuk ve Kırılma Anı

Bir akşam, işler daha farklıydı. Kayseri’deki evimizdeyiz, annem tavuk pişiriyor, babam ise mutfakta bir kenarda gazeteye gömülmüş. O gün, içimde biriken kırılganlık, tavukları yerken aniden patladı. Annem, “Yemekte tavuk var, birazdan sofraya çağıracağım,” dedi. İçimde bir şey koptu. Benim için tavuk artık sadece bir yemek değil, ailemin tüm bozulmuş ilişkilerinin sembolüydü.

Anneme baktım, gözlerinde o tanıdık kaygıyı gördüm. Ama bir şey vardı; annem, bir zamanlar her şeyi çözebileceğine inanmıştı. Şimdi ise, tavuk yemekleriyle geçmişi, evliliğini, kaybolmuş zamanları hatırlıyor gibiydi. Her şey, bir tabak tavukla geçip gitmişti.

İşte o an, tavuk ne zaman yenmez sorusu anlam kazandı. Tavuk, artık sadece bir yemek olmaktan çıkmıştı. Bize, ilişkilere, anılara, kaçıp gitmiş zamanlara dair çok fazla şey söylüyordu.

Hayal Kırıklığı ve Yalnızlık

O akşam masada sessizlik yine hüküm sürdü. Herkesin tabağında tavuk vardı, ama gözler birbirine değmiyordu. Annem, babama bir şeyler anlatmaya çalıştı, ama babam cevap vermedi. O kadar sertti ki, masadaki yemeklerin hiçbiri tat vermedi. İçimde bir boşluk hissettim, tıpkı tavuk yemeklerinin asla tat vermediği bir an gibi.

İşte tavuk, yalnızlıkla, kırılganlıkla, hayal kırıklığıyla iç içe geçti. Ben, belki de o kadar büyük bir hayal kırıklığı içinde bir tavuk parçası gibi sadece varım. Her zaman olan bu yemek, bu tabak, bu masa… Ama içinde bir şey eksik. O eksiklik, kalbimde bir kırık olarak yankılandı. Ne zaman tavuk yenmezdi? İnsanların gerçekten birbirini sevmediği, sadece yerinden kalkıp yemek yediği zaman. Yediğimiz yemek, içimizin boş olduğunu gösteriyordu. Bu, bir yemek değil, bir iletişimsizlikti.

Bir Umut Işığı

Ama bir şey değişti. Annem, o gece babamla sohbet etmeye karar verdi. Ve bir saat sonra, babam sofraya geldi. İçimde bir umut ışığı yandı. Belki de, sadece bir tavuk yemeği, bazen bir şeyleri değiştirebilirdi. Tavuk ne zaman yenmezdi? İnsanlar birbirlerinden kaçtığında. Ama tavuk, bir araya geldiğinde, belki de yeniden bir şeyler inşa edebilirdi.

Masada tavuk vardı, ama bu kez bir şeyler farklıydı. Biraz daha sıcak, biraz daha umutlu. Belki de tavuk, kaybolan zamanların ve kırık ilişkilerin değil, yeniden bir araya gelme çabalarının sembolüydü. Tavuk ne zaman yenmezdi? İşte o zaman, kimse birbirine sarılmıyorsa, kimse birbirini anlamıyorsa, kimse birbirinin gözlerine bakıp umutla gülümsenmiyorsa. Ama biz, o akşam tavukları bitirip birbirimize bakarak bir şeyleri onarmaya başladık.

Sonunda, masada bir sessizlik vardı ama bu kez öyle kötü bir sessizlik değil. Birbirimize geç kaldığımız bir sevgiyle bakıyorduk. Bunu uzun zamandır hissetmemiştim. O akşam, tavukla birlikte kaybolan zamanların, geçmişin ve hayal kırıklığının, belki de yeniden bir umutla yer değiştirdiğini düşündüm.

Tavuk ne zaman yenmezdi? İnsanlar kalbini kapattığında. Ama insanlar birbirine tekrar açıldığında, belki de o tavuk, umutla, sıcak bir başlangıç için yenirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet bahis sitesiTürkçe Forum